Fallar kapanır kapanır, açılır. İçinden binlerce kelime saçılır.
Bu yazımıza bir maniyle başlamamızın nedeni fal bakma ve baktırmanın, özellikle arkadaşlar arasında yapılanın müthiş bir geyik olduğunun kanıtı olmasıdır. Çünkü bir yerlerde, ıssız çöllerin ortasındaki sakin su birikintilerinde bile fal bakılsa falda hep aynı şeyler çıkar.
Sana üç vakte kadar dört, bilemedin beş var. Bir de tabii ki kafan kabarmış, için çömelmiş.
Peki o hep duyduğumuz, hatırlayınca insanda bir kıkırdamaya neden olan o efsane, pelesenk kahve falı replikleri nelerdir?
Sufle veriyoruz, siz devam edin.
Kahveleri içtik, falı kapadık, çevirirken etrafa dökmemek için bin şekle girdik, gerekirse eciş olduk. Şimdi nereden çıktı bu "Ay ben bakamam bu fala" tripleri. Bak işte, açıp bakacaksın. Yok, olmaz. İttirirsin bardağı, o geri ittirir. Üçüncü ısrardan sonra hala bakmıyorsa o fala, kahve fincanlarını yıkama vakti gelmiştir.
Bak bak, tam şurada. Ay nasıl görmüyorsun canım, tırnağımın uç tarafına doğru bak.
Dünya üzerinde herkesin kahve falında bir kısmet çıkıyor ancak içimizde binlerce yalnız var. Kim baş göz edecek bu insanları? Söylesene bize falcı bacı.
Herkes herkesi kıskanıyor, ne şirret bir yaşam formuymuşuz biz. O yılaaağğn, bu donuuuz diye diye etrafımızda insan kalmadı, herkes bize düşman herkes nazarlamaya ant içmiş. Mavi Gözler Nazardan Çatlatma Derneği kurmuşlar da yoldan gelene geçene bile bakıyorlar.
Hangi üç vakit? Üç rekat ya da üç raket de olabilir. Üç gün, üç saat, üç yıl. Kutsal üçlü müdür bu nedir? Hem zaten ne olursa olsun bir üçlük içinde olacağız, ilk üç saniye olmazsa üç dakika içine girmiş oluyoruz. E 3 senelik o geniş fal hacmini düşünün bir de.
Kahvesini birazcık fazla koyduk diye dertli, kederli, gamlı baykuş diye bellediniz bizi. Zaten çok potansiyel değil mi içimizin kabarık kabarık olup sıkılması? Android miyiz ki biz ruhsuz bir şekilde hayatımıza devam edelim. Geç bacım, geç.
Bir fal bakanın paniği: Çaktırmamaya çalışıyorum, çaktırmıyorum, ay çaktırdım. Çaktırmadan fal baktığımı çaktırdım.
Çünkü o fincanın içindeki tüm telveyi öyle bir aşağı doğru sallıyorsun ki dünya dışı varlıklar dünyada krater açmaya gelmişler diyeceğiz birazdan.
Ya!
Al işte, sallarken bardağı kırdın.
Avrupa'ya açılan kapı gibi bu devlet kapısı, herkes gelip bir işini hallediyor. Peki kimse neden sormuyor, devletin kapısı falda ne arıyor?
Birisi bakkala, ötekisi büyük bir ihtimalle bayramda el öpmeye. Bu kadar kadar muallakta kalıp aynı anda çok doğru bir şey söylüyormuş hissini nasıl sonsuz bir şekilde verebiliyor ve bu cümleyi bana tek seferde ve tek nefeste söyletebiliyorsunuz?
Nerdah?
Askere gidiyorum teyze, ne düğünü. Er gazinosu nedir bilmezsin ki sen!
Her gece neler çektiğimi bir ben biliyordum, bir de sen biliyorsun artık. Ağlayan gül, karanlık sokaklar hep en sevdiğim fotoğraflar şu sıra. Güneş müneş beni mutlu edemez şu saatten sonra.
Böyle talih kuşu konmaz olsun.
James Bond senin kadar iyi kriminal inceleme yapamaz vallahi. Allah razı olsun. Suçlu yaklaşık 1.65 boylarında, 70 kilo, kelli melli bir adam.
Bu deyimin bir de devamı var ki yazamıyoruz, elimiz klavyeye gitmiyoruz.
Ama güzeldir fal sohbetleri, geyiktir en tatlı haliyle.
Son olarak: Sana kabaran bir şey var.
Dillere Pelesenk Olmuş, Aslında Çok Geyik 15 Kahve Falı Repliği Tarifini Deneyenlerin Yorumları
0Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın!